Merhaba gezisever dostlar! Kuzey Avrupa turumuzda şimdi Almanya’nın Berlin’den sonraki en kalabalık şehri olan Hamburg’dayız. Avrupa’nın en büyük ikinci limanına sahip bu şehir, kanalları ve köprüleriyle bizde adeta bir labirent etkisi yarattı. Evet, doğru okudunuz, Hamburg’da tam 2.302 köprü var! Şehir yaklaşık 1200 yıllık bir geçmişe sahip ve nüfusu 1 milyon 900 bin civarında. Modern yaşam, tarih ve doğa burada iç içe; biz de her köşesinde kendimizi keşfe kaptırdık.
Hamburg’da Gezilecek Yerler
Hamburg City Hall (Rathaus & Rathaus Market)
Şehrin kalbi Hamburg Belediye Binası’nda attı.
Neo-rönesans tarzındaki mimarisiyle biz hemen etkilendik. Tam 647 odaya sahip
olan bina öyle büyüleyici ki, hâlâ keşfedilmemiş odalarının olabileceğini
düşünmek insanın hayal gücünü zorlamıyor değil. Biz, balkonundan şehrin
enerjisini izlerken bu dev yapının tarihini hissettik.
Fischmarkt
Pazar günleri kurulan Fischmarkt, Elbe Nehri kıyısında
tam bir şenlik alanı. Biz burada taze deniz ürünlerinin, meyve-sebzelerin ve
hatta kıyafetlerin arasında dolaşırken hem alışveriş yaptık hem de pazarın
canlı atmosferine karıştık.
St. Michael Kilisesi
Hamburg’u kuşbakışı görmek isteyenler için St. Michael Kilisesi’ne çıktık. 132 metre yüksekliğindeki kuleye doğru tırmanırken, şehrin tüm panoramik güzelliği gözlerimizin önüne serildi. Elbe Nehri üzerinde yol alan teknelerle birlikte manzara, fotoğraf karelerinde de unutulmaz bir anıya dönüştü.
Miniatur Wunderland
Bizim favorilerimizden biri de Miniatur Wunderland oldu! Tam 1.040 el yapımı trenin dolaştığı, 9 farklı temalı bölgesiyle gerçek bir minyatür dünya. Trenler, arabalar, binalar ve 385 bin ışık… Biz burada kaybolduk, her detayın içine girip kendi hikayemizi yazmak istedik.
Planten un Blomen
Doğa severler buraya! Planten un Blomen parkında yürürken
her adımda farklı çiçekler ve ağaçlar bize eşlik etti. Şehir içinde böyle bir
yeşil cennet bulmak, Hamburg’un modern ve doğal yüzünü aynı anda görmemizi
sağladı.
Alster Gölü
Alster Gölü etrafında yürüyüş yaparken, koşarken veya
bisiklete binerken biz kendimizi şehrin sakin kalbinde hissettik. Kuğulara
bakıp limonatalı biralarımızı yudumlarken, gölün sunduğu huzur her anı keyifli
kıldı.
Kunsthalle Hamburg
Sanatseverler bizden not alsın: Kunsthalle Hamburg’da Rönesans’tan günümüze uzanan eserleri görmek mümkün. Biz kalıcı koleksiyonun yanında dönemsel sergilere de göz atıp sanatın büyüsüne kaptırdık kendimizi.
Hamburg Limanı (Landungsbrücken) & Elbe Tunnel
Hamburg’un kalbi liman bölgesi bizce mutlaka görülmeli.
Elbe Nehri’nin denizle buluştuğu noktada, tünel ve köprülerle birbirine
bağlanmış bu alan, hem tarihi hem modern yüzüyle çok etkileyici. Biz yürürken
limanın canlı ritmini, teknelerin gidiş gelişini izledik; bir yandan da tüneli
geçip şehrin diğer yüzünü keşfettik.
Reeperbahn & Elbphilharmonie
Şehirde biraz eğlence ve modern mimariyi görmek istedik;
Reeperbahn’ın renkli gece hayatı ve Elbphilharmonie’nin etkileyici konser
salonu bizde unutulmaz bir iz bıraktı. Gece ışıkları altında hem tarih hem
modernlik bir aradaydı.
HafenCity & St. Nicholas Church
Eski rıhtımların modern yaşam alanlarına dönüştüğü HafenCity ve dünyanın en uzun binalarından biri olan St. Nicholas Church ile Hamburg’un hem tarihi hem de geleceğe dönük yüzünü gördük. Biz burada her köşede bir hikaye bulduk, adeta şehrin ruhunu hissettik.
Hamburg, hem tarih hem modern yaşam hem de doğa ile iç
içe geçen dokusuyla bizde unutulmaz bir şehir deneyimi bıraktı. Elbe Nehri’nin
kıyısında geçirdiğimiz saatler boyunca her adımda şehrin ruhunu hissettik.
Şimdi rotamızı biraz daha batıya çeviriyoruz; Hollanda’ya
doğru ilerliyoruz ve sırada Amsterdam ve masalsı köy Giethoorn var. Kanalları,
yel değirmenleri ve renkli evleriyle Amsterdam, bize bir sonraki bölümde
tamamen farklı bir Kuzey Avrupa deneyimi sunacak. Biz hazırız, pedal çevirmeye
ve kanallarda kaybolmaya!
No comments:
Post a Comment